anafen blog

Seviye Belirleme Sınavı sonuçları açıklandı.

Seviye Belirleme Sınavı sonuçları saat 12:00 da

Bu yazıyı paylaşabilirsiniz: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
  • del.icio.us
  • Google
  • Mixx
  • Smarking
  • Technorati
  • Webnews.de

SBS sınav sorumlularına önemli duyuru

1 Mar 2008 Kategori: duyurular

SBS Optik formlarının kullanımı hakkında duyuru.

Bu yazıyı paylaşabilirsiniz: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
  • del.icio.us
  • Google
  • Mixx
  • Smarking
  • Technorati
  • Webnews.de

7.159 öğretmen atandı

29 Şub 2008 Kategori: eğitim

 

İlk atamada 4 bin 782’si kadrolu 2 bin 377’si sözleşmeli toplam 7 bin 159 öğretmenin görev yerleri belli oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı Başöğretmen Salonu’nda gerçekleştirilen törende, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve Personel Genel Müdürü Remzi Kaya ile birlikte çok sayıda öğretmen adayı ve yakınları hazır bulundu. Atama bekleyen öğretmen adaylarının heyecanları oldukları görüldü.
Hüseyin Çerlik, yaptığı konuşmada, 2008 yılı içerisinde 30 bin öğretmen atamayı hedeflediklerini belirtti. Çelik, bunun 25 binlik bölümünün Ağustos ayında yapılacağını, 15 bininin kadrolu olacağını ifade etti. Bakan Hüseyin Çelik, atamalarla ilgili konuşurken salonda bulunan Özge Aslan isimli bir dershane öğretmeni, 165 bin öğretmen açığı olduğunu ve 3 yıldır matematikten atama yapılmadığını belirterek bakana tepki gösterdi. Bakan Çelik, “Toplantımızı sabote ediyorsunuz” diyerek konuşmasına devam etti, ancak Aslan, tepkisinde ısrar edince Bakan Çelik, görevlilere “Şu hanımefendiyi dışarı çıkarır mısınız” dedi. Bunun üzerine matematik öğretmeni Aslan, görevliler tarafından salondan çıkarılarak Koruma Odası’na götürüldü. Aslan salondan dışarı çıkartılırken ”Ne zaman doğru söylesek, bizi coplarınızla dışarı çıkarıyorsunuz.” diyerek tepkisini sürdürdü.

Personel Genel Müdürü Remzi Kaya da atanan adayların kararnameleri internetten valiliklere hemen gönderileceğini ve öğretmenlerin yarın valiliklere başvurularını yapabileceğini belirtti.

Atama işlemi Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in bilgisayarda start vermesiyle başladı ve salondan kendisinin, arkadaşının veya bir yakınının atandığını öğrenen öğretmen adaylarının sevinç çığlıkları duyulmaya başlandı. Kendisinin veya bir yakınının atandığını gören öğretmen adayları telefona sarıldı. 2 yıldır atama bekleyen ve salona eşi ve çocuğuyla gelen Fatma Kaynakin isimli El Sanatları öğretmen Adana-Ceyhan’a atandığını görünce gözyaşlarını tutamadı.

İlk atamada 4 bin 782’si kadrolu, 2 bin 377’si sözleşmeli toplam 7 bin 159 öğretmenin görev yerleri belli oldu. Kadrolu atanan 4 bin 782 öğretmenden 4 bin 341′i 20 tercihinden birine yerleştirilirken, 441 adayın yeri kura ile belirlendi. İlk atama için toplam 40 bin 317 öğretmen başvuruda bulunmuştu.

Bu yazıyı paylaşabilirsiniz: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
  • del.icio.us
  • Google
  • Mixx
  • Smarking
  • Technorati
  • Webnews.de

İnternet kafeler, içerisinde bulunan internet bağlantılı bilgisayarlar sayesinde oyun oynamaya, internet vasıtasıyla ulaşılabilecek her türlü bilgiye ulaşmaya ve uluslar arası yayınları takip etmeye müsait, alkolsüz içeceklerle birlikte hafif yiyeceklerin de verildiği herkese açık işyerleri olarak tanımlanmaktadır.

Ülkemizde, kişisel bilgisayar ve internet kullanımı yeterince gelişmediğinden, bilgisayar ve internet kullanıcılarının ortak mekânı, internet kafeler olmaya başlamıştır.

Toplumumuzda bilgisayar kullanma yaş ortalaması düşük olduğundan, internet kafelere daha çok gençler ve çocuklar ilgi göstermektedir. Ve yine ülkemizde bu mekânlar, genellikle eğlence mekânları olarak algılanmaktadır. Dolayısıyla gençler ve çocuklar, internet kafeleri, internetten araştırma yapmak, ödev hazırlamak, uluslar arası yayınları takip etmekten ziyade; oyun oynamak, chat yapmak, arkadaşlarla buluşup hoşça vakit geçirmek ve uygun olmayan zararlı sitelere girmek gibi amaçlarla kullanmaktadırlar.

İnternet kafeleri, gerçekten eğitim ve araştırma amaçlı kullananlar da azımsanmayacak kadar çoktur. Ancak mevcut yasal düzenlemelerin yetersizliği internet kafeleri, her yaştan insanın rahatça girebildiği, isteyenin serbestçe sigara içebildiği ve uygunsuz içeriğe sahip olan sitelere girişlerin denetlenemediği yerler konumuna sürüklemiştir.

Aslında internet kafelerde internet üzerinden zararlı yayın yapan sitelere girmek yasak. Kumar, bahis ve müstehcen siteleri kullanmak yasak. Devletin bölünmez bütünlüğünü ve anayasal düzeni yıkmaya yönelik sitelere erişim yasak. Lisanssız ve denetim pulu olmayan her türlü film, yazılım, bilgisayar oyununu çoğaltmak ve satışa sunmak yasaktır. Ancak çocukların ve gençlerin büyük bir kısmı bu sitelere rahtça hiçbir sınırlama olmadan girebilmektedir.

İnternet kafelerde kurallara uyulsaydı, şüphesiz burada sadece yararlarını anlatıyor olacaktık. Ancak bu yerlerde de birçok kural ihlali yaşanmaktadır. İnternet kafe işletmecilerinin daha çok para kazandıran bilgisayar oyunlarını tercih etmesi ve bu şekilde yönlendirme yapması gençlerimizi ve çocuklarımızı, kısa sürede oyun ve internet bağımlısı haline getirmektedir. Özellikle chat diye tabir edilen, dilimizde manası ‘sohbet’ olan internet sohbet odalarının yoğun olarak kullanımı, gençlerimizin ve aile kültürümüzün, dilimizin temellerini olumsuz etkileyen öğelerden biri olmaya başlamaya başlamıştır.

Kişisel bilgisayar alımının ve internet kullanımının pahalı oluşu, günümüz insanını özellikle gençlerimizi ve çocuklarımızı çağımızın gerisinde bırakmamalıdır. İnternet sanal bir kütüphanedir. Kolayca ulaşmakta sorun yaşayabileceğiniz bir çok kaynak, internette birkaç tuşla beraber önünüzdedir. Yine hangi dilde isterseniz tüm uluslar arası yayınlar parmaklarınızın ucundadır. Ödev yapmak, tez hazırlamak ve bunlara benzer araştırmalar yapmak adına internet ve internet kafeler bulunmaz nimetlerdendir. Yine yurt içi yurt dışı tanıdıklarımızla ve yakınlarımızla sesli ve görüntülü olarak konuşmak istememiz internet sayesinde hayal olmaktan çıkıp gerçekleşmiştir.

Yani maksadına yönelik kullanıldığında internet ve internet kafeler, çağımız insanını engelleyip zehirlemekten ziyade daha hızlı gelişimini sağlayacaktır.

Anne ve babalara tavsiyeler:

Çocuğunuzun hangi internet kafelere gittiğini öğrenin ve mutlaka ortamı görün. Orada alkollü içecekler bulunup bulunmadığını, sigara içilip içilmediğini ve zararlı sitelere girişleri engellemek için filtre programları kullanılıp kullanılmadığını kontrol edin; gerekirse çocuğunuzu başka, temiz bir ortama yönlendirin.

İnternet kafelere gittiği ve orada geçirdiği saatleri takip edin. Geç saatlere kadar ve uzun süre internet kafelerde bulunmasına onunla konuşarak engel olun.

İnternet kafeleri hangi amaçlarla kullandığına dair çocuğunuzla sohbet edin ve onunla internetin yararları ile zararları üzerine görüş alışverişinde bulunarak farkındalık sağlamaya çalışın.

İnternetin ve internet kafelerin, play station (oyun) salonlarının çocuğunuzu; arkadaşlarından ve sosyal çevresinden ayırmamasını, kitap okumaktan ve ders çalışmaktan alıkoymamasını, sizinle birlikte geçirdiği zamandan çalmamasını onunla konuşarak düzenlemeye çalışın.

Mümkünse çocuğunuzu internet kafelere yalnız göndermeyin. En azından tanıdığınız ve güvendiğiniz arkadaşları ile olduğundan emin olun.

Bu yazıyı paylaşabilirsiniz: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
  • del.icio.us
  • Google
  • Mixx
  • Smarking
  • Technorati
  • Webnews.de

Yalan

27 Şub 2008 Kategori: rehberlik servisi

Bir çocuk neden yalan söyler?
Çocuğumun yalan söylemesi normal mi?
Çocuğu yalan söylemeye iten sebepler nelerdir?
Çocuğum yalan söylediği zaman ne yapmalıyım, nasıl davranmalıyım?

Yalan, doğru olmayan bir şeyin, doğru olmadığının bilinerek söylenmesi, yapılmasıdır. 4-5 yaşlarında çocuk, gerçekle yalanı ayırt edemez. Bu yaşlarda daha çok “abartmalarla” ve “inanılmaz hikayelerle” olmamış olayları yaşamış gibi anlatır ve gerçekmiş gibi yansıtır. Ergenlik döneminde (6.-7.-8. sınıf) söylenen yalanlarda ise, bir kasıt söz konusudur. Eve geç geldiği zaman, sınavlardan istenen veya beklenen puanı alamadığı zaman, ders çalışmak istemediği zaman, internetkafeye gitmek istediği zaman…

Bu ve buna benzer durumlarda çocukların yalan söyleyebildiği görülmektedir. Çocuğunuzun ilk yalan söylediğine şahit olduğunuz zaman, sizde hayal kırıklığı, şaşkınlık meydana getirebilir. Nasıl davranacağınızı bilemez hale gelip, beklentilerinizin boşa çıktığını düşünebilirsiniz. Hatta umutsuzluğa kapılıp, bu davranışı ortadan kaldırmak için acele edip, yanlış yöntemler kullanabilirsiniz.

Çocuk yetiştirmede unutmamanız gereken en önemli kurallardan birisi, bir problem ile karşılaştığınız zaman, probleme takılmak yerine, çocuğun nasıl bir mesaj verdiğini anlamaya çalışmak olmalıdır. Ergenlik döneminde çocukların vermek istediği en önemli mesaj, “KENDİME AİT BİR HAYATIM VAR. BENİ DİNLEYİN VE BENİ ÖNEMSEYİN” mesajıdır. Dolayısıyla yalan söyleyen çocuk karşısında, “bu çocuğu yalan söylemeye iten sebepler nelerdir, bu sebepleri ortadan kaldırmak için neler yapılmalıdır?” sorularına çare aramak olmalıdır.

Enerjinizi sonuçlar (yalan söyleme gibi) değil de, sebeplerin çözümü üzerine harcadıkça, çocukların istemediğiniz davranışlarının azaldığını göreceksiniz. Çocuğun yalan söylemesi aşağıdaki nedenlerden kaynaklanabilir:

Korku ve cezadan kurtulma;

özellikle OKS dönemindeki öğrencilerin en büyük korkusu, sınavı kazanamamak ve sınavdan sonra anne-babanın göstereceği tepkiden veya ceza vermesinden korkarak yalan söylemesidir. Şu dönemde de deneme sınavlarında başarısız olduğu zaman öğrenci yalan söyleyebilir.

Anne-baba olarak her zaman amaç, istenmeyen davranış ortaya çıkmadan önce koruyucu tedbirler almak olmalıdır. Yukarıdaki sorunla karşılaşmamak için çocuğunuzla oturup konuşmalı, beklentilerinizi makul ve mantıklı bir şekilde açıklamalısınız. Çocuğun başarılı olmasında korkutma yöntemi yerine ödüllendirmeyi tercih etmelisiniz. Ceza vermeniz gerektiği zaman, mutlaka çocuk yanlış davranış yaptığı için cezalandırılmalı, kişiliğini rencide edici veya küçük düşürücü söz ve davranışlar içine girilmemelidir. Örneğin, matematik dersinden düşük net yapan öğrenciye, “sen aptalsın, hiçbir şey beceremiyorsun” denilerek televizyon seyretmesi kısıtlanırsa veya odasından çıkmasına izin verilmezse, öğrenci bir ders yüzünden “aptal” olarak nitelendirilmeyi kabul etmeyecek, istenilmeyen davranışı tekrarlayacak ve ders çalışmayacaktır. Bunu birçok defa söylediğiniz zaman ise, artık “aptal” olduğunu kabullenecek ve kişiliğinin bir parçası olarak görecektir. Bunun yerine “matematik dersinde şu konularda eksiğin var, bu konulardaki eksikliklerini tamamlayana kadar televizyon seyretme saatlerini azaltalım mı veya azaltalım” şeklindeki bir yaklaşım, daha olumlu bir sonuç verecek ve çocuk yalan söyleme ihtiyacı hissetmeyecektir.

Sorumluluktan Kaçma;

yalan söylemeye iten başka bir sebeptir. İlköğretim 1. sınıftan başlayarak şu ana kadar çocuğun sorumluluk ve görevlerini, çocuk yerine anne-baba yapmışsa, öğrenci çok rahat yalan söyleyebilmektedir. Kendisini kontrol edebilme, bencil olmama ve başkalarının hak ve menfaatlerini hiç olmazsa kendisinin ki kadar kıymet vermesini bilen bir öğrenci, yalan söylemeyecektir. Bu ise ancak öğrenciye görev ve sorumluluk vererek ve paylaşmanın verdiği mutluluğu hissettirerek sağlanabilir.

Beğenilmeme ve Sürekli Eleştiri;

Ergenlik döneminde öğrenci, takdir edilmek ve değer görmek ister. Yaptığı ve gösterdiği başarılarla tatmin olmayan ve mükemmeliyetçi yaklaşım sergileyen ailelerdeki çocukların yalan söylediği görülmektedir. Çünkü çocuk, eleştirilmenin ve beğenilmemenin verdiği olumsuz durumdan kurtulmak ve rahatlamak ister.

Arkadaş Çevresi;

Yalan söyleyen ve bunu kişiliğinin bir parçası haline getirmiş arkadaşları olan çocukta, çevresinin etkisiyle yalan söyleyebilir. Çocuğun arkadaşlarının kimler olduğu, boş zamanlarda onlarla neler yaptıkları takip edilmelidir. Çocuğun okul çevresi hakkında bilgi sahibi olunmalı, kötü arkadaşların zararı anlatılarak onlardan ayrılmasının uygun olacağı yumuşak bir üslupla anlatılmalı, farklı faaliyetlere yönelmesinde yardımcı olunmalıdır.

Çocuğa Baskı Yapma;

Doğruyu söyletmek için sıkıştırma, baskı yapma çocuğa yalan söyletebilir. Dudağında yemek bulaşığı olan çocuğa, “Bunu sen mi yedin.” gibi başka bir cevap ihtimali olmayan sorularla sıkıştırmak çocuğu yalancı yapar. Bu tür durumlarda çocuğun ilk tavrı “inkar” olur. “Bu yemeği yememen lazımdı” diyerek tepki vermek daha olumlu sonuç verir. Testlerini çözmeyen bir çocuğa annesi, “babası, çocuğuna sor bakalım testlerini çözmüş mü?” gibi soru sormak yerine, “ders programını uygulayamıyorsan yeni bir program yapalım veya ders çalışmanı engelleyen bir durum var mı?” şeklindeki yaklaşım daha olumlu sonuç verecektir.

Baskı yapmanın en ileri derecesi dayak ve şiddet uygulamaktır.”Doğruyu söylersen kızmam” diyerek çocuğa suçunu itiraf ettirip, daha sonra da “Biliyordum senin yaptığını!’ diyerek dayak atmak, çocuğun kişiliğinde derin yaralar açar. Gerçeği söylemenin kendisine pahalıya mal olduğunu gören çocuk, bundan sonraki olaylarda kolaylıkla yalan söyleyecektir.

Sonuç olarak, çocuğunuzu köşeye sıkıştırarak yalan söylemeye yönlendirmemeli, yalan söylemesi için bilerek fırsat oluşturmamalısınız. Tepkiniz duygusal değil, gerçekçi olmalıdır. İstediğiniz şey, çocuğunuzun yalan söylemeye ihtiyacı olmadığını öğrenmesidir.

Çocuğa güvenmenin önemini anlatan İsmail’in ibretlik hikayesini dinleyelim;

“Evet, ben nedense yalana çok başvuruyorum. Bırakmak istiyorum ama vazgeçemiyorum. Bunun sebebini de şuna bağlıyorum. Galiba 8-9 yaşlarındaydım. Bir gün evimizden kıymetli bir eşya kayboldu. Ben suçlandım. Yapmadığım bir olayı niçin kabulleneyim? Ne kadar çalmadığımı söylesem de inandıramadım. Babam sonunda beni ayaklarımdan tavana astı ve doğruyu söyleyene kadar bu şekilde kalacağımı söyledi. O kadar çok acı çektim ki, “ben yaptım baba” diye bağırdım. Bunun üzerine babam beni indirdi ve “doğruyu adama ben böyle söyletirim” diye konuştu. Sonra eşya bulundu, benim çalmadığım anlaşıldı, ama bundan sonra ne zaman sıkıntılı ve zor bir durumla karşılaşsam yalana başvurmak, alışkanlık haline geldi bende.”

Çocuğunuzun yalan söylediğini tespit ettiğinizde, sakin olup ani kararlar vermeden “Neden yalan” sorusuna cevap aramak gerekir. Aşağıdaki soruları da kendinize sorarak cevap arayabilirsiniz:

Acaba çocuğa yeterli ilgi ve sevgiyi gösterebiliyor muyum?
Çevresindeki insanlar kötü örnek mi olmaktalar?
Çocuğum neden hatalarını yalan söyleyerek kapatmaya çalışılıyor?
Hoşgörülü bir ortamın olmaması çocuğu yalana iter. Acaba çocuğum nasıl duygu ve düşünceler içerisinde, gereken hoşgörüyü gösteriyor muyum?
Gücünün üstünde sorumluluk vererek yalan söylemesine teşvik mi ediyorum?
Her istediğini yapmam, çocuğun görevlerini yerine getirmem yalan söylemesine mi neden oluyor?
Çocuklar arasında kıyas yaparak yalan söylemesine mi sebep oluyorum?
Çocuğun kendine güveni zayıf, yalanlarla mı bu zaafını kapatmaya çalışıyor?

Yararlanılan Kaynaklar

Saygılı, S. Çocuklarda Davranış Bozuklukları, Elit Yayınları, İstanbul, 2005. Aydınlı, H. Çocuk Eğitiminde Sık Sorulan Sorular ve Cevapları, Zambak Yayınları, İstanbul, 2002. Cüceloğlu, D. İnsan ve Davranışı, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1995

Bu yazıyı paylaşabilirsiniz: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
  • del.icio.us
  • Google
  • Mixx
  • Smarking
  • Technorati
  • Webnews.de

Sevgili Öğrenciler!

Sitemiz hala Beta aşamasındadır [ yapımda ] . Elbette ki eksiklerimiz ve hatalarımız olacaktır. Sizlerden ricamız blogumuz ile alakalı eksikleri bizlere bildirmeniz ve sitede olmasını arzu ettiğiniz yenilikleri bizlerle paylaşmanızdır.
Yenişehir Anafen - Rehberlik Servisi
Şanlıurfa

Flickr PhotoStream


Google Adsense

Free blog counter