Anne baba ve çocuklardan oluşan en küçük toplumsal kurumdur aile. Aileyi kurmak kadar ayakta tutabilmek de bir o kadar emek ve zaman ister. Evlenme ve bir yuva kurma olgunluğuna erişen iki genç hele de çevrelerinde kendilerini maddi ve manevi olarak destekleyen insanlar yoksa ne kadar sancılı bir sürecin sonunda dikerler aile ağacını.
Gün gelir ağaç meyveye durduğunda daha farklı bir telaş sarar anne ve babayı. Büyük bir sorumluluk altına girmektir meyveye durmak. O meyvelerin lezzeti, rengi, kokusu, hamlık veya olgunluğu tamamen rastlantılara bırakılmayacak elbet. Her biri için ayrı bir gün ayrı bir zaman gerekecek. Suyu ne çok olmalı ne de az. Kimin neyi ne ölçüde verdiği bilinmeli. Gübresi yakıp kavurmamalı. Yağmur vurmalı bazen dallarına, kirden ve pastan arınmalı. Peki, nasıl olacak bütün bunlar? Neyi, nasıl, nerede ve ne zaman yapacaklarına, nerede karar verecek ağaç ve meyveleri?
Sevgili anne ve babalarımız bu yazı ile “Aile toplantısı nedir? Nasıl yapılır? Ailemize katkısı nedir? Kararlar nasıl alınır ve uygulanır? Toplanma sıklığı ne olmalıdır?” vb sorulara cevap bulmaya çalışacağız.
Yazımızın başında anne ve babayı bir ağaca benzettik. Bu da gelişigüzel bir benzetme değil elbet. Bir ağaç düşünün dalları ayrı, gövdesi ayrı bir yerde. Bu ağaç bir zaman sonra kurumaya mahkûm olacaktır. Anne ve babanın çocuklarla ilgili kararlarında ortak dil kullanabilmesi çok önemlidir bir aile için. Aile toplantıları en başta anne ve babanın birbirlerinin fikirlerine saygılı olma esasına dayanır.
Nedir aile toplantısı?. Aile fertlerinin, aynı çatı altında uzun süre birlikte yaşayan tüm bireylerin her türlü meselelerini görüşmek üzere bir araya geldikleri bir zaman dilimidir. Bu toplantıların ailemize katkısı ne olur?
Aile bireylerinin rahatlıkla duygularını ifade yetenekleri gelişir
Aile içi iletişim ve sevgi bağları güçlenir.
İşitilmek, olumlu duyguları iletmek ve karşısındakileri yüreklendirmek, insana güven verir.
Aile bireyleri arasında işleri adilce paylaştırmak çocukları rahatlatır ve aile içi adalet ve güven duygusu gelişir.
Eğlenmek ve dinlenmek için özel zaman dilimleri oluşmasına fırsat verir.
Anne ve babanın evdeki otoritesini pekiştirmekle birlikte bu otoriteye tatlı bir ahenk kazandırır.
Anne üzerinde yığılan yükü, baba ile adilane paylaşma fırsatı bulur.
Birlikte alınan kararların uygulanabilirliği artar.
Evdeki sorumlulukların paylaşımına katkıda bulunur.Burada verilen sözler ferdi bağlar ve harekete geçme dürtüsü gelişir.
Peki aile toplantıları nasıl yapılır?
Haftalık periyotlarla ve ailenin her bireyinin hazır bulunacağı zamanlarda yapılır. Onların istekleri, yakınmaları, sorunları, tavsiyeleri, plan ve projeleri bu toplantıda ele alınır.Aile içinde fark edilen sıkıntıların herkes tarafından duyulması ve çözüme herkesin bilgisi ve gücü nispetince katılabilmesi için bir ortam oluşturulmuş olunur.
Kararlar nasıl alınır ve uygulanır?
- Öncelikli olarak aile bireylerini belli bir plana sevk etmek için toplantıların zamanına birlikte karar verilmelidir.
- Toplantı başkanı her toplantı için ayrı biri olabilir.
- Başkan önceden aile bireylerinden toplantıya getirmek istedikleri gündemleri alabilir.
- Herkesin konu ile ilgili tavsiyede bulunabilmesi ve görüş belirtebilmesi için teşvikçi olunabilir.
- Toplantıların şikâyetten çok çözüm önerisi üzerinde durma şeklinde geçmesine gayret edilebilir.
- Ev işlerinin listesi yapılarak burada bir işbölümü yapılabilir.Ayrıca işlerin yapılmaması durumunda uygulanacak yaptırımlara karar verilebilir.
- Toplantılarda alınan kararlar bir sonraki toplantıya kadar geçerli olmalı ve yeni toplantıda yeniden karara bağlanmalıdır.. Görevler adalet açısından bazen el değiştirebilmelidir.
- Her birey kendi sorununu rahatlıkla toplantıya getirebilmelidir.
- Toplantılar yalnızca iş dağıtılan ve sorun çözülen oturumlar haline gelmemeli; aile eğlencelerinin planlanması da yapılabilmelidir.
- Anne ve baba kendi gündemlerini ve sergileyecekleri tutumu önden konuşmuş olmalıdır.
- Çocuklar orada alınan her türlü kararın uygulandığını görebilmelidir.
- Anne ve baba bu toplantıları çocuklarına hoş sürprizler yaşatacakları zaman dilimlerine çevirebilirler. Bu toplantılardan taviz vermemek aileye verilen değer ile eşdeğer tutulmalı ve katılamayacak aile bireyi özrünü beyan ederek bu toplantıdan izin almalıdır.
Özetle aile toplantıları, anne ve babalar için yoğun meşguliyetlerine(!) rağmen o meşguliyetin sebebi olan aile fertleri için zorunlu ve gerekli bir zaman dilimidir. Bu zamanın verimli değerlendirilmesi muhtemel sıkıntılara karşı bu zaman dilimini bir paratoner durumuna getirecektir.Şu unutulmamalıdır ki aile toplantıları bireye “değerli olduğu” duygusunu verir ve ferdin öz güvenini besler.
Anafen Dershanelerinin adının başarıyla özdeşleşmesinin altında yatan en önemli unsurlardan biri de öğretmene, öğrenciye ve veliye yönelik rehberlik ve psikolojik danışmanlık faaliyetlerine büyük önem veriliyor olmasıdır. Anafen Dershaneleri rehberlik ve psikolojik danışmanlık faaliyetleri eğitim-öğretimin ayrılmaz bir parçasıdır.
Rehberlik; bireyi tanımak, onu kendisine tanıtmak, problemlerini çözmesi, gerçekçi kararlar alması, ilgi ve yeteneklerini geliştirmesi, çevresine sağlıklı ve dengeli bir uyum sağlaması ve böylece hedeflerini daha kolay yakalayabilmesi, hayatta yapmak istediklerini daha kolay ve hızlı bir şekilde yapabilmesi için bu alanda uzman kişilerce yürütülen hizmetlerdir.(Kepçeoğlu,1994).
Anafen Dershanelerinde yürütülen rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmeti, öğrenciye her alanda yardımcı olmakta, sorunlarının çözümü için psikolojik danışmalık yapmakta, eğitimle ilgili ihtiyaç duyduğu diğer alanlarda ise rehberlik yapmaktadır. Ayrıca veli ve öğretmenlere yönelik rehberlik faaliyetleri düzenlenmektedir. Anafen Dershanelerinde uygulanan rehberlik hizmetlerinin ana amacı, öğrencilerimizin mutlu, huzurlu, toplumla uyumlu, üretken insanlar olabilmeleri için ihtiyaçları olan özellikleri onlara kazandırmak, bu konuda öğrencilere yardımcı olmak, psikolojik yönden olumlu gelişim göstermelerini sağlamak, öğrencilerin kendine güvenen, güçlü, kendi ayakları üzerinde durabilen, hedefine ulaşma gayreti taşıyan, karşılaştığı problemleri çözebilmek için çaba sarf eden, yeteneklerinin farkında olan birer birey olarak yetişmelerini gerçekleştirmektir. Anafen Dershanesi rehberlik birimi bu amaçlara ulaşma doğrultusunda faaliyetler düzenler, programlar hazırlar.
Anafen Dershanelerinde her öğrenci özeldir. Dolayısıyla rehberlik birimi program hazırlarken bireysel farklılıkları göz önüne alır. Her öğrencinin gelişim düzeyi, beklentileri, problemleri farklıdır. Dolayısıyla her öğrencinin farklı programlara ihtiyacı olur. Anafen Dershanelerinde her öğrencinin ihtiyaç duyabileceği rehberlik faaliyetini, o öğrenciye sunulur.
Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini, farklı alternatifler arasından kendisi için en uygun olanı seçmesini, hayatını kendisi için yararlı biçimse planlayabilmesini, doğru kararlar verip bu kararları uygulamasını sağlamayı amaçlar. Anafen Dershaneleri öğrencilerini OKS’ye hazırlar. Yapılan rehberlik faaliyetleriyle OKS hazırlık sürecinde öğrencilerin başarılı olabilmeleri için faaliyetler düzenlenir. Öğrencilerin zamanlarını en verimli biçimde kullanabilmeleri, sınav kaygısını aşabilmeleri, kendileri için en uygun okulu seçebilmelerini için onlara rehberlik yapar.
Velilere Yönelik Rehberlik Hizmetleri
Bireysel Görüşmeler
Veli Seminerleri
Velilere Yönelik Rehberlik Yayınları
Rehberlik Panoları
Doğru Tercih Çalışmaları
Sosyal Faaliyetler
Okul Tanıtımları
Doğru Tercih ve Yerleştirme Çalışmaları
Öğretmenlere Yönelik Rehberlik Hizmetleri
Hizmet İçi Eğitim Seminerleri
Danışmanlık Hizmetleri
Son zamanlarda seminerlerimde katılımcılarıma satranç bilip bilmediklerini soruyorum. Neredeyse tamamı üniversite mezunu katılımcılarımdan erkek olanların yüzde 90′ı satranç biliyorsa da aktif olarak oynamadıklarını söylüyorlar.
Kadınlarınsa yüzde 90′ı satranç oyununu bilmiyor. Satranç oyunu diğer pek çok oyun gibi bir oyun olmaktan çok daha öte bir kişisel gelişim aracı, stratejik düşünme becerileri geliştirme kursu ve planlama okulu sayılabilir. Elbette bu oyunu bilmeyen ve oynamayanlar satranç oyununun sağladığı bu faydalardan yararlanamamaktadır. Çok sevdiğim oyunlardan biri de Çin daması (dokuz taştır). Bu oyun da özellikle planlama becerilerinin gelişmesine yardım eder. Ancak bugün Çin damasından değil, satrançtan söz edeceğim.
Satranç oyunundaki en güçlü taş literatüre göre vezirdir. Vezir, hem bir kale gibi ileri-geri, sağa-sola hareket edebilir. Hem de bir fil gibi çapraz olarak dört yönde gidebilir. Vezir, günümüz dünyasının birden fazla yeteneği olan insanlarına benzer. Yani hem keman çalan, hem piyano çalan, hem gitar çalabilen, hem de şarkı söyleyebilen biri gibidir ya da hem makine mühendisliği becerileri olan aynı zamanda işletme yüksek lisansı olan aynı zamanda çok da iyi bilgisayar programı yazabilen ve yöneticilik performansı da çok gelişmiş biri gibidir. Oyunda rakibin bütün taşlarını tehdit eden çok güçlü bir taştır. Bir insan hayatta bir vezire dönüşmek için çabalayabilir. Ama vezir olmak da yetmiyor bazen. Vezir satranç oyunundaki en güçlü taştır; ama önünde kendi ekibinden bir piyon varsa o piyonun gölgesinde kalır. Gerçek yaşamda böyledir; çok yetenekli bazı insanların önlerini tıkayan aileden ya da işyerinden insanlar vardır. Kendi potansiyellerini gerçekleştirmelerine izin vermezler. Satranç oyununda “çatal yapmak” diye bir hamle vardır. Çatal yapmak, bir taşla aynı anda iki taşı tehdit etmek anlamına gelir. Rakip hangi taşı oynarsa oynasın tehdit altındaki iki taştan birini kaybedecektir. Gerçek yaşamda karar noktasında olan birçok insan, önündeki karar alternatiflerinden her şekilde kazançlı çıkacağı bir karar alternatifini birçok örnekte değerlendiremez. Örneğin, bir öğrenci düşünelim. Üniversite ve bölüm seçecek, öyle üniversite ve bölümler vardır ki, birkaç iş yapmanıza imkan verir. Bir işi yapamazsanız diğerini yaparsınız. Ama bu değerlendirmeyi yapamayan bir öğrenci, tek çalışma alanı sunan bir üniversite ve bölümünü tercih eder. Satranç oyunundaki en ilginç taşlardan biri piyondur. Sıradan ve kolayca harcanan bir taştır. Ancak rakibin oyun sahasının son hattına erişirse bu sıradan taş, oyunun kaderini belirleyecek şekilde vezire dönüşür. Toplum içindeki her sıradan insan da kendini koruyabilir ve geliştirebilirse, bir ülkenin kaderini değiştirecek insana dönüşebilir.
Satranç oyununda amaç, rakibin şahının gidebileceği hiçbir yer bırakmayarak galip gelmektir. Oyunda yüzlerce değişik hamle yapabilirsiniz; ama şahın gideceği yer bırakmadıkça galip gelemezsiniz. Dolayısıyla odaklanma prensibinin harika bir şekilde işlediği bir oyundur. Ayrıca odaklandığınız ve uygun hamle serisini geliştirdiğiniz takdirde çok az sayıda hamle ile de sonuca ulaşabilirsiniz. Diğer bir deyişle yüzlerce hamle oynamanıza ve zaman kaybetmenize gerek kalmaz. İnsan yaşamında da yüzlerce karar alabilmek mümkündür. Ancak birçoğu amacımıza yardım etmez. Satranç oyunuyla yaşamını özdeşleştirmiş biri, hayat karşısında amacının ne olduğunu netleştirir. Herhangi bir proje karşısında en önemli soruyu sorar: “Bu projede rakip takımın şahını ne temsil ediyor?” Yani başarmam gereken eşsiz ve tek hedef nedir? Birçok insan böyle bir hedefe hiç sahip olmadığından yüzlerce birbirini tamamlamayan eylemle geleceğe doğru yol alıyor. Sonunda da ölüm onları mat ediyor. Geriye değil taş, tahta bile kalmıyor.
Siz yaşlandıkça beyniniz de yaşlanır. Gözleriniz nasıl eskisi kadar iyi görmüyor, kulaklarınız iyi işitmiyorsa, kaslarınız, kalbiniz 10-15 yıl önceki gücünü korumuyorsa beyniniz de kapasitesinin bir kısmını kaybeder.
Bu yıl 6. sı düzenlenecek Uluslararası Türkçe Olimpiyatı’nın Ukrayna elemelerinde heyecan büyüktü.
Elemelerin açılışını, Dışişleri Bakanı Ali Babacan yaptı. Babacan, Ukraynalı gençlerin kusursuz bir Türkçe ile yaptıkları sunuşları ilgiyle izledi.
Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarının altıncısı için geri sayım başladı. Olimpiyatlara katılmak kolay değil. Çünkü her ülkede önce o ülkenin en iyileri belirleniyor. Büyük heyecan yaşayan ülkelerden biri de Ukrayna’ydı. Ülkenin 7 ayrı bölgesini kapsayan ve 9 kategoride yapılan elemeler renkli görüntülere sahne oldu.
Elemeler, Ukrayna Milli Eğitim Bakanlığı, Kiev Eğitim ve İlim Genel Müdürlüğü, Milli Devlet Üniversitesi ve Türk işadamları tarafından açılan Uluslararası Meridyen Okulu temsilcilerinin denetiminde yapıldı. Büyük bir rekabetin yaşandığı elemelerde Türkiye’den sürpriz bir konuk vardı.
Elemelerin açılışını Dışişleri Bakanı Ali Babacan yaptı. Öğrenciler, Babacan’ı sevgi gösterileriyle karşıladı. Ukrayna’lı öğrencilerle sohbet eden Babacan, Türkçe konuşan öğrenciler karşısında şaşkınlığını gizleyemedi.
Dışişleri Bakanı Babacan, olimpiyatın her yıl dünyada daha fazla yankı bulduğunu söyledi. Ukrayna elemelerine ülkedeki binlerce Türkçe meraklısı içinden seçilerek gelen 135 genç katıldı. Ukraynalı gençler yarışmada Türkçe’nin anavatanına gidebilmek için bütün maharetlerini sergiledi.
Salondaki misafirler, şarkı yarışması kategorisinde finale kalan öğrencileri dinlerken mest oldu.Dereceye giren isimlerden; Odesa Ekonomi Üniversitesi öğrencisi Anastasia ile Karadeniz Lisesi öğrencisi Marina, sahne performanslarıyla en gözde Türk sanatçıları aratmadı.
Törende seyircilerin merakla beklediği bir diğer kategori ise şiirdi. Finale kalan Kırım Mühendislik ve Pedagoji Üniversitesi öğrencilerden Serane, Necip Fazıl’ın ‘Sakarya Türküsü’ şiirini büyük bir içtenlikle okudu.
21-31 Mayıs tarihleri arasında yapılacak 6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları heyecanı şimdiden dünyayı sarmış durumda. Ukrayna, Çin, Azerbaycan ve Gürcistan ön elemeleri biten ülkelerden sadece birkaçı.
Sitemiz hala Beta aşamasındadır [ yapımda ] . Elbette ki eksiklerimiz ve hatalarımız olacaktır. Sizlerden ricamız blogumuz ile alakalı eksikleri bizlere bildirmeniz ve sitede olmasını arzu ettiğiniz yenilikleri bizlerle paylaşmanızdır. Yenişehir Anafen - Rehberlik Servisi Şanlıurfa